33.İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen,İran sinemasına ait bir film Sinirlenmeyeceğim.Berlin'de de gösterim yapmış olduğunu eklemek istiyorum.Filmi izlemeye gitmeden önce elbette hakkında biraz okudum fakat filmi izledikten sonra okuduklarıma ek olarak ben de yazmak istedim.
Filmin yönetmeni Reza Dormishian.İlk kez duydum kendisini ve ilk kez filmini izledim.Sanırım bu filmden önce iki filmi daha varmış.Aslına bakılırsa kendisini tanımıyor olmamı doğal buluyorum.Bundan sonra filmlerini ilgiyle takip edeceğimi ise kesinlikle eklemem gerek.
Ben bu filmi çok sevdim. Konusu ara ara ''buna ne gerek var ki?'' dedirtse de,filmin çekim aşamaları bana Slumdog Millionaire'i hatırlatsa da,filmdeki ısrarcı bu saf aşkın bir sebebini bulamasam da -hoş,aşkın hiçbir zaman gerçekçi bir sebebi olmamıştır zaten- beni düşündüren ve duygulandıran bir filmdi.
Festival filmi dediğin düşündürmeli zaten.Fakat bu filmde, film boyunca Navid isimli baş karakterin,sevdiği kız olan Setareh'ye bağımlılığını yargıladım.
Navid ve Setareh üniversitede tanışıyorlar.Navid ,üniversitede karıştığı olaylardan dolayı okuldan atılıyor.Setareh okumaya devam ederken Navid ile birlikte 4 yılı nişanlı vasfıyla deviriyorlar.Her ikisi de birbirlerine son derece aşık.Navid okuldan atıldığı için iş bulma derdinde fakat ne yazık ki İran ekonomisi bir yandan,Setareh'nin,kızını zengin bir adamla evlendirme derdinde olan babası diğer yandan Navid'e yüklendikçe yükleniyor hayat.
Kendini kontrol etmekte zorlanan Navid ise doktorun ona verdiği haplarla bir nevi ayakta duruyor.Hayal dünyasında sürekli ona zorluk yaşatan insanları dövme isteği ile karşılaşıyor.Kendi kendine 'sinirlenmeyeceğim' telkinleri vererek hayata adapte olmaya çalışıyor.
Her şeyini kaybetmeye razı.Tek şey dışında,o da Setareh..
Ve zaten başına ne geliyorsa da bu vazgeçemediği aşkından geliyor.
İzlerken ara ara sıkıldığım olsa da (bazı sahneleri gereksiz bulduğumdan kaynaklanabilir),film bütünüyle izlenilesi.Son sahnesi oldukça duygu yüklü.
Film bitiminde salona gelip sorularımız yanıtlayan yönetmen Reza Dormishian gözlemlediğim kadarıyla umutlu bir yönetmen.Filmi hakkında konuşurken de son derece ne istediğini bilen biri gibi geldi bana :) Seyircilerden kendisine yöneltilen ''Türkiye'nin siyaseti hakkında ne düşünüyorsunuz?'' tarzı soruya verdiği ''Ben Türkiye'nin ancak sineması hakkında konuşabilirim.'' cevabı ise içimde onu alkışlama isteği yarattı.
Bu film izlenir derim.
Hoşça kalın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder